previous arrow
next arrow
Shadow
Slider

Foto Galeri

Video Galeri

Hakkımda

1964 Muş Merkez Bakırcılar Köyü doğumluyum. İlk ve Orta öğrenimimi Muşta tamamladım.1989 yılında Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünden mezun oldum. Mezuniyetten sonra üç yıl Muş ve çevre illerde cami süsleme işleri yaptım.1990 yılında Muş Belediyesi 1991 den sonra ise Muş Köy Hizmetlerinde Ziraat Mühendisi olarak çalışmaya başladım. Halen Muş İl Özel İdaresinde çalışmaktayım. Geçmiş yıllarda Halk eğitim merkezinde hat kursları açtım. Daha sonra kaligrafi sanatına ilgi duymaya başladım. Kermeslerde, özel günlerde standa açarak halka açık yerlerde sanatı icra etmekteyim. Evli ve üç çocuk babasıyım…

Referanslar

Cami Süslemeleri

s5

Basında Biz

Basında Biz

"Kaligrafi Sanatının Muş'taki Adresi"

Basında Biz

"Hattat Tosun'un Çalışmalarına Yoğun İlgi"

0 +
Cami Süslemesi
0 +
Festival
0 +
Tabak ve Davetiye
0 +
Mutlu Müştersi

Hat Sanatı

Her  medeniyet kutsal bir kelam üzerine inşa edilmiştir. Kutsal  kelamlar ise kalemler ile yazıya dökülerek kalıcı hale gelirler.İşte bu yüzden her medeniyet kendi yazısını güzelleştirir. İşte  hat yazıları böyle ortaya çıkmıştır. İslam harflerin kendilerine has özellikleri onları nadide kılar harfler sanatkârın elinde eğilip bukulebilen harflerdir. islam hattının diğer yazılardan farklı kılan özelliği şudur. Anlam ve estetik iç içedir. Harfler okunur ve anlamları açıktır. Harfler aynı zamanda öylesine güzellikle bir araya gelir ki  onu okumayı bilmeyenler bile onu manzara gibi seyrederler.  Resimler  manzaralar binlerce renkten oluşan eserlerdir  renkler arasında ahenk  uyum bir  eseri ortaya çıkarır oysa hatta ebru deseni üzerine is mürekkebi ile   sadece siyah renkle çizilen harfler  aynı şekilde bir eser oluşturur  renklerle çizilen manzaradan daha muhteşem bir manzara gibi seyredilir hayranlık uyandırır.  Hat tabiatı taklit etmez kendi sözünü söyler.  Cizgilerden noktalardan kavislerden oluşan harfler tercuman oldukları  o yüce kelama yakışır  bir asalet ve güzellik kazanmıştır.

Hat zaten cizgi demektir. Çizgi deyip geçmeyelim  çünkü her şeyimiz onda, hayat çizgisi  diyoruz; el avucumuzun içindeki çizgiler diyoruz. Veya kişinin doğruluk çizgisi diyoruz.Her şeyimizi çizgi belirliyor. Ama bunun tezahürü olan yazı sanatı nerede ise her şeyi tek başına açıklamaya yetecek güçtedir. Hat sadece harfleri  yazmak demek değildir.  Harfleri bir araya dengeye getirmek demektir. Hat bir ölçü sanatıdır. Harflerin boyu eni yeri hep orantılıdır. Hep dengededir. Fakat bu ölçü ve denge ruhsuz değildir. Hat kendine has  bir ritmi ahengi ve usulesi vardır. Hat camileri bulunduğu her mekanı sonsuzluğa bağlar. Çünkü anlamı ve duyguyu mekana yansıtır.

Hat manevi bir mimaridir bu mimarinin 2 unsuru vardır. Nokta ve çizgi

Hatta ölçü birimi noktadır noktaya göre şekillenir. Kalemin ucu hep nokta ölçüsüne dayanır. Harflerin büyüklüğü eğimi hep noktaya göredir. Harfin noktası bütün yaradılışın ilkesini sembolize eder. Kalemin izi gönlün izidir. Her harf bir niyazdır noktada bütün evren saklıdır

Hat ruh disiplini gerektirir içinizde belli bir huzur gerektirir.  İçinizdeki sükûnet kuranda söylendiği gibi imtina (inanma güvenme tatmin olma) gerektirir. Allah da huzur bulmayı gerektirir

Harfler eğilir  bükülür durur yürür yan yana gelir  istiflenir  kelime kelime üstüne duygu duygu üstüne  gelir istiflenir.tıpkı insandaki gibi ,insanda ecele kadar bütün yaptığı işler istiflenir durur. Hattat kalemi her eline aldığında  tekrar hayat meşkine başlar 

Hayat kulluğun meşkidir.

Hayatta, harfte  bir noktadan başlar. Son noktaya kadar hayat çizgisini çeker. Hat da en önemli olan noktadır. Noktayı koyarsın cümle biter.Oysa hat ta nokta bir başlangıçtır. Her şey nokta ile  başlar nokta ile devam eder.Nokta bir ölçüdür. Bir duruştur.hatta noktanın ölçüleri  kabenin ölçüleri ile aynıdır. Elif harfinin yarım nokta öne eğilmesindeki hikmet  Resulullahında  öne doğru  eğilerek yürümesi ile aynıdır. Yaradana edep hep eğilmeyi gerektirir.

Noktayı koydunuz noktalar yan yana geldi çizgi oldu çizgiler harfe harfler alfabeye dönüştü ve neticede cümle oldu. Her harf başlı başına bir mucizedir. Her harf bir alemdir. Bir karaktere sahiptir. O yüzden her harf bir anlam taşır.

Hat kişiyi hemen kendisine bağlar. Çünkü harflerde insanlar gibi özellikler taşır. Mesela bir vav harfinin başı alnı gözü ve çenesi vardır. Başını kucağına gömmüş vav

Elifin kıvrılması ile olmuştur aslında bütün harfler aslında eliftir. Vav hep elif olmak ister doğrulmak ister ama doğrulduğu gün ölmüştür vav aslında, tıpkı musalla taşındaki duruş gibi.

İslam alfabesinin ilk alfabesi olan elif aslında bütün harflerin özetidir. Allah kelimesinin ilk harfidir. Varlığı temsil eder. Vahdaniyet yani birlik makamıdır Elif doğruluğun simgesidir. Nasıl bütün varlıkların aslı Allah ise Bütün harflerin aslıda eliftir. Elif bütün harflerin ortak yönüdür. Çünkü bütün harfler açıldığında düzeltildiğinde elif haline gelir.

Derlerki elif aslında bir noktadır elif ağladığında gözyaşı gibi aşağı doğru süzülür. Ve bir iz oluşur işte o gözyaşı izine elif dendi. Elif aşkınlığı dünya ile yaradan arasındaki doğrudan ilişkiyi sembolize eder.  Aynen cami minarelerinde sembolize edildiği gibi.

Hat sanatı iki boyutlu düzleme yazılan bir gönül macerası gibidir. Hat sanatı aslında bir kuran sanatıdır. Kuranda Allahın kelamından doğmuş bir güzellik yoludur. Şimdi Allah bize bir şey söylemiş ise bunu en güzel şekilde yazmak gerekmektedir. Hat sanatı bu sorumluluktan doğmuştur.Derlerki kuran mekkede indi mısırda okundu istanbulda yazıldı aslında doğruda söylemişler. Tarihimiz hattın en güzel eserleri ile süslenmiştir. Temel itibari ile bizim medeniyetimiz bir kuran medeniyetidir. Çünkü bütün ilimler kurandan feyiz almıştır. Hat sanatı en yüce sözü yazarken Allahın adını zikreder önce.

Kalemin ucu eğik kesilir boynu bükülmelidir ki gerçeğin dimdik bir sözcüsü olsun   kalemin ucu sonra çatlatılır. Goncanı açılması gibi sessiz iken açılır ve konuşmaya başlar. Allah kuranda kalem üzerine yemin eder o süreye kalem süresi denmiştir.

Elbette Arapça alfabede her harfin bir sembolü vardır her harfin nerde ise kendi hayatı vardır her harf bir varlıktır aslında bu konu çok geniş bir alan ama bir örnek verelim. Kuranda çok biline bir ayet var nün Veli kalem nün harfi ve yazı kalemi, İngilizcede n dediğimiz Arapçada yarım daire olarak yazılır nün harfi ortasında nokta vardır mürekkep konan hokka gibidir.  Kalem hokkaya batar ve her şey bu şekilde yazılır nün harfi bütün varlık imkânlarını sembolize eder. Kalem hak sözünü yazdıkça şereflenir. Kalem ve o kalemin yazdığı satırlara yemin olsun kalem hattatın elinde bir varlığa dönüşür. Kalem hattatın gönlünün sözcüsüdür.

Mübarek harfleri mübarek sözleri yazan kalem arınmayı vesile olur. Bunun için kalem açıldıkça dökülen yongalar bir kasete doldurulur. Hattat vefat ettiğinde gusül suyunu ısıtmada kullanılır.

Kalemin iki kardeşi vardır kâğıt ve mürekkep. Kalemin en güzeli mürekkebin en değerlisi kâğıdın en kalitelisi gereklidir.

Hat her kâğıda yazılmaz aharlı kâğıda yazılır. Kâğıt önce bir takım işlemlerden geçer sıkıntı çeker sabreder zamanının bekler tıpkı insanlar gibi. İnsanda tıpkı kâğıt gibi terbiyeden geçmesi lazım ki o kıymetli harfler kâğıda yazılabilsin.

Hat mürekkebi is veren maddelerden uzun bir işlem sonucunda elde edilir. İs mürekkebi asla solmaz. Çünkü doğaldır. Kalitesiz bir mürekkeple yazılan yazı zamanla uçar gider. İs mürekkebi ile çok zaman önce yazılan yazılara bakın yeni yazılmış gibi duruyorlar.

İnsanda manevi yönden hazır olan hattat yazı yazmadan evvel olgunlaşma için belirli bir mesafe kat etmiş olmalıdır gerisi gönlündeki hisleri kaleme akıtıp kâğıt üzerine aktarıp kâğıt üzerine gönlün hislerini çizmek kalır. Kalem tuttuğu mürekkebi kâğıda yazdığı gibi insanlarda içindeki anlamları hayat kâğıdına yazarlar. Hat yazıları her yerde kâğıt olsun ağaç olsun kumaş olsun bir medeniyet anıtına dönerler. Ahşap hat gelip onu sarmaladığında canlanır gül bahçesine döner. Çinilerin üzerine işlenen harfler camilerin ve türbelerin duvarlarını bahara çevirir. Hat medeniyetimizin her yanında kendini gösterir. Hayatın her yanındadır. İslam medeniyetinin ulaştığı her yerdedir. Osmanlıda hat hayatın ta kendisi idi çünkü Osmanlının hayatı bununla yoğruldu.  Hat sanatı Osmanlı sultanlarının ilgi duyduğu bir sanattı sultanlar arasında çok önemli hattatlarda vardır. Sultan 2 Beyazıt sultan murat sultan 2 Ahmet Sultan Abdülmecit daha birçoğu hat sanatının zirve noktasına ulaşmışlardır. Osmanlıda devlet işleri bile hat sanatı ile yazılırdı. Mesela tuğra fetih Sultan Mehmet in mührüdür.

 Aşk olmadan meşk olmaz sözü hat eğitiminim bir paroladır. Hat hep Allah adının meşkidir.  Hat bir dönüm yoludur özel bir yöntem ile öğretilir. Hattı öğrenmek isteyen önce üstadını bulur. Meşk ederek yazıyı öğrenir.  Talebe en önce üstadının yazısını taklit ederek başlar Harfleri tek tek çalışmadan önce üstadının yazıp kendisine verdiği bir hadisi defalarca aynen yazmaya çalışır. Önce rabbiyesir ile başlar harf bilmiyor ama rabbiyesir ile başlıyor. Çünkü bununla başlamanın birkaç hikmeti var. Birincisi ben bunu yaparım benden kaçmaz ben bunu yaparım demek yok kendine güven yok rabbinin karşısında edeple haddini bilerek ya rabbi kolaylaştır zorlaştırma hayırla tamamla ona niyaz ederek onu defalarca belki binlerce defa yazar böylece talebe hem rabbine işini kolayca yapabilmesi için dua etmiş olur. hemde tek tek harflerin hareketlerine aşina olur. Ustasıda bu arada talebesinin sabrını sebatını görmüş olur. Hat bir sabır ürünüdür. Hayatta öyle; insan hayatı sabrederek yaşar yaptıklarını sabrederek yapar yalnız yazıyı öğrenmek değil sabır imtihanına da girmiş olur.    Aman deyip gidenlerde olur mutlaka zaten hocanın istediği de budur zaten şevk ile sarılmadı ise bu işe bırak gitsin demektedir. Talebe yaptıklarını hocaya gösterdiğinde hoca eğrileri doğruları hataları bir bir anlatır öğrencisine üstada ihtiyaç vardır erene erdirene.  Usta olan talebe icazet almalıdır icazet almayan hiçbir talebe eserine imza koyamaz. İcazet almak demek bunun bütün maddi manevi sorumluluğunu alıyorum kabul ediyorum demektir. İcazet kişinin sanatta değil adaptede olgunlaştığını gösterir. Hat meşki kişiyi hamlıktan olgunluğa götüren bir yoldur. Üstada hattı değil ahlakide öğretir. Her gen beleksel İslami sanat gibi hatta bir adam olma yoludur. Edep adapta olur adap ise yaradana kul olmakla olur. Hat sanatının öyle bir edebi vardır ki Hattata hizmet eden cansız aletlere bile hürmet vardır. Kâğıda kaleme mürekkebe elinize mürekkep bulaşmışken tuvalete gidemezsiniz işin adabındandır. Kâğıdın bulunduğu tarafa ayak uzatıp yatamazsınız çünkü kuran onun üzerine yazılıyor.

 Hat tek başına güzelliğin aynasıdır. Fakat onunda kardeşleri yarenleri vardır. Tezhip vazgeçilmez bir dostudur hattın.  Tezhip hattın elbisesidir. Onu sarar sarmalar. Onu daha cazip hale getirir.

Mustafa TOSUN

İletişim

    mus_tosun@hotmail.com